Reşat Nuri Güntekin-Acımak

Sevgili okuyucularım öncelikle herkese merhaba,nasılsınız iyi misiniz?Umarım hayatınızdaki her şey yolundadır ve mutlusunuzdur.Bugün roman sınıfında olan okuduğum ilk kitabı sizlere anlatacağım. Hadi başlayalım;

Acımak, Reşat Nuri Güntekin’in 1928 yılında basılan kısa soluklu romanı. Eser küçük yaşta gördüğü kötü muamelelerden dolayı acıma duygusu olmayan bir öğretmeninin babasının vefatından sonra onun günlüğü okuyarak babası ve hayatı hakkındaki gerçekleri öğrenmesini konu alır.

Romanın Ana Karekterleri:

Zehra:  Mesleğini seven,fakat acıma duygusu olmayan,ön yargılı,idealist bir öğretmendir.
Mürşit Efendi : Zehra’nın babasıdır.Duygusal.temiz kalpli,saf,çalışkan,iradeli,aynı zamanda sözüne sadık,dolandırıcılığı,yalan söylemeyi sevmeyen bir insandır.
Meveddet Hanım : Zehra’nın annesidir.Genç,güzel,çekici bir kadındır.Dediklerinin mutlaka yapılmasını isteyen.hiç birşeyden memnun kalmayan bir kadındır.
Makbule Hanım : Zehra’nın anneannesidir.Kendini iyi biri olarak gösterip fakat çok kurnaz ve menfaatçi bir insandır.
Feriha: Zehra’nın ablasıdır.Süse oldukça düşkün eğlenceyi seven biridir.
Tevfik Hayri Bey : Maarif Müdürüdür.Zehra’nın iyiliğini isteyen,örnek bir yöneticidir.

Baş karekterimiz Zehra mesleğinin tüm gerekliliklerini,sorumluluklarını yerine getiren iyi bir öğretmendir.Geçmişte yaşanılan olaylar ise onu acımasız birisi yapmıştır.Ufak tek bir hataya bile göz yummayacak hale gelmiştir.Aynı zamanda hatalara tepki gösterip öğrencilerini cezalandır.Üstü başı yırtık maddi durumu olmayan öğrencileri ise derse almaz öğrencileri arasında ayrımcılık yapar ve hiçbir şekilde öğrencilerine merhamet etmezdi. Maarif Müdürü olan Tevfik Bey Zehra’yı  bu özelliğinden dolayı defalarca uyarmış fakat Zehra öğretmen hiçbir değişiklilik göstermemiştir.Bir gün bölgenin vekili olan Şerif Bey Zehra’nın okuluna gider.Şerif Bey Zehra’nın babasının sağlık drumunun hiç iyi olmadığını,ve bir an önce zehranın babasını görmesi için istanbula gitmesi gerektiğini söyler.Fakat zehra sert bir tabirle babasının olmadığını söyler ve odadan ayrılır.

Zehra yanlarından ayrılınca Tevfik Bey ve Vekil Şerif Bey Zehra hakkında konuşmaya başlarlar.Tevfik Bey Zehra’nın çok zeki,görevini canla başla yapan bir öğretmen olduğunu fakat acıma duygusunun olmadığını acıma duygusunu öğrenmeden de tam anlamıyla bir öğretmen olamayacağını söyler.İki gün sonra İstanbul’dan Zehra’ya babasının ölüm döşeğinde olduğunu az bir vaktinin kaldığını bildiren bir  resmi bir telgraf gelir.Tevfik Bey,hemen Zehra’yı odasına çağırtır.Zehra’ya babasının ölüm döşeğinde olduğunu bildiren bir telgraf geldiğini söyler.Zehra,yine babasının olmadığını ve İstanbul’a asla gitmeyeceğini söyler.Tevfik Bey,artık Zehra’nın bu davranışlarına anlam veremez ve ondan bir açıklama yapmasını ister.Zehra artık dayanamaz ve ağlayarak herşeyi anlatmaya başlar ”Geçen gün sizden hakikati sakladım..Babamı inkar ettim…Fakat bu büsbütün yalan sayılmaz,Mürşit Efendi üzerimde babalık haklarını kaybetmiş bir…Bir  biçaredir…Biçare diyorum.Layık olduğu kelimeyi söylemeye dilim varmıyor.Belki şu saatte ölmüştür.Bu adam ailemizi mahvetti…Bir ben kendimi kurtarabildim….Oda ne güçlükle…Bilemezsiniz…8 sene evvel kaçar gibi kendimi bir kasabaya attım.İzimi kaybettirdim,kendimi unutturdum…

İstanbul’a gitmeyeceğim…Mürşit Efendi’yi tanımıyorum.Tanımamakta da kendimi haklı görüyorum.Madem ki öleceği varmış…Bir köşeye çekilip kendi kendine ölebilirdi.

Tevfik Bey,Zehra’nın ölüm döşeğinde olan babasına karşı bu kadar acımasız ve umursamaz davranması karşısında çok şaşırır.Ona göre böyle bir durumda sebep ne olursa olsun,yaşanmış tüm kötü şeylerin,kırgınlıkların unutulması gerekir.Tevfik Bey,kendisinin böyle düşünmesine rağmen Zehra’nın üzerine gitmez.Aradan 2 3 saat geçer.Zehra elinde bir bavulla gelir,fikrini değiştirdiğini ve İstanbul’a gitmeye karar verdiğini söyler.Zehra,İstanbul yoluna düşer.Trenin penceresine başını yaslar ve tüm yolculuk boyunca çocukluğunda yaşadığı kötü olayları düşünmeye başlar.Teyzesi Ruhsar’ın nasıl zalim bir kocayla evlendirildiğini,her gün kocasından dayak yediğini ve sonunda kocası tarafından öldürüldüğünü defalarca kez anneannesinden dinlemiş ve bu yüzden tüm erkeklere düşman olmuş,ömrünün sonuna kadar evlenmemeye karar vermiştir. Annesi ise çapkın,sarhoş,serseri bir adamın elinde yıllarca sürünmüştür. Zehra ve ailesi komşuları Mesadet Hanım ve kardeşi Necip Bey’in çok iyiliklerini görmüşlerdir. Necip Bey, Zehra’nın babasına yanında iş vermiş fakat Mürşit Efendi bu iyiliğe karşı çok büyük tepki vermiş ve bu aileyle bir daha görüşülmesini yasaklamıştır. Ama Mürşit Efendi’den gizli gizli yine bu aileyle görüşmüşlerdir.Zehra’nın kendisinden 4 yaş büyük olan ablası Feriha ise,kendi yaşıtlarıyla oynamak yerine yetişkin kızlardan hoşlanır onlara özenir ve annesini örnek aldığı için süse oldukça düşkündür.Babası içkiye her türlü şeye para bulur ancak kızına bir çift çorap almaktan acizdir.Mürşit Efendi Feriha’nın sokağa çıkmasını yasaklar.Feriha on dört yaşında veremden ölür.Mürşit Efendi’ye kızının cenazesini göstermezler, ablasının  ölümünden onu sorumlu tutarlar. Zehra,ablasının ölümünden belli bir süre sonra babası tarafından Marabet Mektebi’ne yazdırılır. Mürşit Efendi mekteptekilere Zehra’nın hiç kimseyle görüştürülmemesini tembihler. Zehra bu okulda üç yıl okur. Zehra okuduğu sırada uzun zamandır hastalıkla boğuşan annesi ölür,anneannesine inme iner, yıllarca hastane köşelerinde sürünür,babası hapise girer. Zehra on dört yaşında bu mektepten ayrılır. Girdiği sınavı kazanır ve beş yıl okur. Zehra bu beş yılda kitaplardan başını kaldırmıyor, çevresindeki hiç kimse bile muhatap olmuyor konuşuyordu. Kendi yaşıtları gibi değildi. Yaşlı,başlı bir insan gibiydi.Kalbi bütün sevgilere, ümitlerle, mutluluklara kapanmıştı. Zehra, bir okul gezisinde babasıyla karşılaşır.Babasının saçı sakalı birbirine karışmış, elbiseleri param parça yamalı yırtık halde görünce arkadaşlarına rezil olmaktan korkar ve babasını tanımamazlıktan gelir. Zehra,okulunu bitirince Anadolu’da bir kasabaya gider. Kendisini mesleğine adar. Zehra tüm bu yaşanılanları düşünürken uykuya dalar.Yolculuk bitmiş, Zehra kendisine verilen adrese gelmiştir. Onu eski komşuları olan Vehbi Bey karşılar. Zehra’ya niye daha önce gelmediğini çok geç kaldığını babasının bir gün önce vefat ettiğini söyler. Zehra ve Vehbi Efendi Mürşit Efendi’nin evine giderler. Vehbi Bey, Zehra’ya Mürşit Efendi’ye ait olan sandığı Zehra’ya teslim eder. Zehra önce sandığı açmak istemez fakat odada tek kalınca dayanamaz ve sandığı açar. Sandığın içinden eski püskü,yırtık birkaç kıyafet ve değersiz birkaç eşya çıkar. Bunların arasında Zehra’nın gözüne bir defter çarpar. Bu babasının hatıra Defteri dir. Zehra babasının hatıra defterini okumaya başlar… 

Mürşit efendinin hatıra defterini en sona koyacağım.Kendi hislerimi bir kaç cümle ile özetlemek istiyorum.Hayatta her ne olursa olsun vicdanınıza arkanızı dönmeyin,hayata küsmeyin.Güler yüzünüzü kimseden esirgemeyin bazı şeylerin yanlış olduğunu çok geç öğrenebilirsiniz.Hayat bu akışını değiştiremezsiniz.Pişmanlık ömür boyu yakanızı bırakmaz.Zehra pişman olacak ama değiştiremez artık babasını geri döndüremez o öldü.Hep derler ya birisinin anlamını,değerini o öldükten sonra anlarsınız ölmeden önce anlayın tutun elinden ve hiç bırakmayın.Ölüm herkes için her canlı bir gün bu acıyı tadacaktır.Umarım bu cümlemi herkes okur ve iyi kötü bir anlam çıkarır kendine.Hayat çok güzel ne kendinize ne de sevdiklerinize hayatı zehir etmeyin.Benim söyleyeceklerim bu kadar aşağıda Mürşit efendinin hatıra defteri aşağıda olacak.Umarım yazımı beğenerek okursunuz.Kendinize ve sevdiklerinize iyi davranın…

Hatıra Defterim

Mürşit Efendi hatıra defterinin ilk satırına,diplomasını almış olmanın heyecanını anlatan cümlelerle başlar.Diplomasını aldığı andan itibaren kendisine yeni bir sayfa açacak;açlığa,sefalete,yoksulluğa paydos edecektir.  ‘’ Amacım şerefli ve azimli bir memur olmak ve küçük,temiz bir aile yuvası kurmaktan ibaret….’’Diplomasını aldıktan hemen sonra kolayca iş bulacağını sanan Mürşit Efendi,üç aydan sonra kendisine küçük bir memuriyet bulur.Maiyet Müdürü olarak Sivas’ta işe başlar. Bir mevki sahibi olmak Mürşit Efendiyi fazlasıyla mutlu eder. Milletinin mutluluğu,huzuru için tüm gücüyle çalışacağına söz verir. Mürşit Efendi,bir akşam iş arkadaşlarının çok ısrar etmesi üzerine içkili, eğlenceli bir davete katılır. Eğlence esnasında Maarif Katibi, Mürşit Efendi’ye bu hayata içmeden katlanılamayacağını, amirlerin hakaretlerini, ev sahibi ile kira için kavga etmek, yolsuzluklar, evde karının çenesini dinlemek gibi sıkıntılara ancak içerek katlanabileceğini söyler. Mürşit Efendi bu eğlenceden pek memnun kalmaz. Çünkü onun amacı namuslu ve şerefli bir memur olmak ve milletine hizmet etmektir. Bir daha böyle eğlencelere asla gitmeyeceğine karar verir. Mürşit Efendi görevini  en iyi şekilde yapmaya çalışır. Canla başla çalışır.İş arkadaşları onun iyi niyetli, uysal bir genç olmasından faydalanır, çoğu zaman kendi işlerini ona yaptırırlar. Hatta bu duruma o kadar çok alışmışlardı ki Mürşit Efendi işlerini yapmadığı zaman kavga eder huzursuzluk çıkarırlar. Mürşit Efendi tüm bu zorluklara karşı kurallarından asla vazgeçmez. İş arkadaşlarıyla iyi geçinmeye çalışır, onları kırmamaya özen gösterirdi. Nezaketi ve uysallığıyla dalga geçen bir arkadaşına ağzının payını verir. Bu olay büyür ve tartışmaya dönüşür, Mürşit Efendi, paşadan azar işitir. İki, üç ay sonra Mürşit Efendi yine üzücü bir olay yaşar. Çalışkan,işini düzgün yapan bir genç olduğundan dolayı kendisine uygun görülen kaymakamlık görevine, nasılsa Mürşit Efendi uslu, akıllı çocuktur sesini çıkarmaz diyerek kendisinden daha kıdemsiz ve başarısız bir genci tayin ederler. Fakat Mürşit Efendi bu olaya tahammül edemez ve çok büyük tepki gösterir. Bu olay yüzünden Mürşit Efendinin siciline geçimsiz diye işlem yaparlar. Mürşit Efendi artık namuslu ve gayretli bir memur olma amacından vazgeçer. Kendisine yapılan haksızlıklara ancak içerek katlanır. Mürşit Efendi’ye bir darbede kendisine çok ucuz fiyatla ev tutan Nasuhi Bey’den gelir. Mürşit Efendinin iş arkadaşlarından biri olan Nasuhi Bey, Mürşit Efendinin kaldığı eve ara sıra uğrar, içkiler içilir, şarkılar, türküler söylenirdi. Nasuhi Bey çapkın, eğlenceyi çok seven, keyfine oldukça düşkün bir insandı. Nasuhi Bey, Mürşit Efendinin saflığından yararlanarak, Mürşit Efendinin işte olduğu saatlerde bir Ermeni kadınla Mürşit Efendinin evinde buluşturdu. Bir arkadaşı sayesinde bu kepazeliği öğrenen Mürşit Efendi birkaç gün Nasuhi Bey’i takip ettikten sonra vaziyeti kendi gözleriyle görür ve Nasuhi Bey’i döverek yaka paça dışarı atar.   Nasuhi Bey bu olayı kendisine yediremez ve Mürşit Efendi görevini canla başla, en güzel yaptığı halde siciline ‘’geçimsiz’’ diye kayıt düşer. Mürşit Efendi havası, suyu gayet iyi olan görev yaptığı kaymakamlığı bırakıp burada daha fazla oyunlara gelmemek için arkadaşıyla görev değişikliği yaparak  çok bakımsız ve ihmal edilmiş yeni ilçenin kaymakamı olur. Yeni görev yaptığı bu  ilçede de tek amacı yine halkına en iyi şekilde hizmet etmektir. ‘’Bugün yeni memuriyetime başladım. Burası çok bakımsız kalmış,fakir ve muzdarip bir yer…Benim için aranmakla bulunmayacak bir memleket…Belki çocukça bir fikirdir, felsefe kitaplarında yeri yoktur ama ben saadeti ikiye ayırırım;başkalarından alınan Saadet, başkalarına verilen Saadet. Benim için hakiki saadet başkalarına verilen saadettin. Burası çok fakir ve muzdarip bir yer…Demek ki çok iyilik, çok hizmet edebileceğim…Bununla birlikte çok mesut olacağım. Mürşit Efendinin görev yaptığı bu yeni ilçede en önemli sorun temiz içme suyunun olmamasıdır. Orada yaşayan insanlar bataklıktan su içmektedirler. Her gün bir iki çocuk bu sudan içtikleri için ölmektedirler. Mürşit Efendi artık bu duruma daha fazla tahammül edemez. Çalışanlarla birlikte kendiside gece gündüz demeden toz, toprağın içinde çalışır. Mürşit Efendi kanunlara uygun davranmadığı için daha kötü bir ilçeye gönderilir. Mürşit Efendi gönderildiği ilçede çok sıkıntılar yaşar; iftiraya uğrar, rüşvet yediği sanılır, canına bile kast edilir. Mürşit Efendi bir çok doğu illerinde görev yapar. Mürşit Efendi çok değişmiştir, artık göreve ilk başladığı yıllardaki gibi düşünmemeye başlar. Çok değişmiştir…‘’Bir köşede kendimi unutturmaktan, bir parça başımı dinlemekten gayrı arzum yoktu…Genç yaşıma rağmen emekli olmuş gibiyim. Artık etliye sütlüye karışmıyorum. Başkalarına yapılan hainlik ve haksızlığın aksini kendi kalbimde duyarak isyan etmiyorum. Büyüklerle iyi geçiniyorum. Küçüklerin ihmallerine, hatalarına mümkün olduğu kadar göz uymuyorum. Kimsenin işine karışmadığı, herkesi tasdik eder gibi göründüğüm için bana taarruz eden de pek olmuyor. Hasılı renksiz,ruhsuz bir adam oldum.Mürşit Efendi, Diyarbakır’da tahrirat müdürü olarak görev yapmaktadır. Bir gün çalıştığı yerde Fadıl Efendi adında bir mal müdürü fenalık geçirir. Mürşit Efendi’den kendisini eve bırakmasını ister. Fadıl efendi yolda ölür. Mürşit Efendi, Fadıl Efendiyi kucağına alarak evine götürür. Mürşit Efendi babası öldüğünden  dolayı saçını başını yolan küçük kızı görünce ona karşı bir şeyler hisseder. Fadıl Efendinin küçük kızı olan Meveddet, Mürşit Efendinin kalbine bir kor gibi düşer. Mürşit Efendi sanki kendi cenazesiymiş gibi cenazenin her şeyi bire bir ilgilenir. Elinden geldiğince yardım etmeye çalışır. Mürşit Efendi en sonunda Makbule Hanım’dan kızı Meveddet’i ister. Makbule Hanım kızı Meveddete hiç sormadan hemen bu evliliği onaylar. Makbule Hanım damadına Fadıl Efendinin onlara çok çektirdiğin, yapmadığı hiçbir eziyetin kalmadığını anlatır. Mürşit Efendi, Makbule Hanımın söylediği tüm bu yalanların hepsine inanır, kaynanasını adeta bir iyilik meleğine benzetir. Makbule Hanım’da Mürşit Efendinin saf ve uysal olmasından yararlanarak onu avucunun içine alır. Makbule Hanım,çok kurnaz bir kadındır. Önce pahalı bir eve taşınırlar. Makbule Hanım Mürşit Efendi’ye her şeyin en iyisini.en lüksünü aldırır. Eve bir aşçı getirirler. Mürşit Efendinin yaptığı tüm bu iyiliklere fedakarlıklara karşılık Meveddet Hanım, onu sevmez, ona karşı çok soğuk ve uzak davranır. Kocasına karşı sürekli tavır yapıp, surat Asar. Hiç bir şeyden memnun kalmaz, sürekli dert yanar. Karısının gözünde basit bir adam olmayı Mürşit Efendi kaldıramaz. Kaynanasının dolduruşuna gelerek iş yerindekilere saygısızlık yapan Mürşit Efendi işten atılma tehlikesi geçirir. Mürşit Efendi yolsuzluk yaptığı tespit edilen ve bu nedenle işten atılacak olan bir memur hakkında olumlu rapor tutturur. Mürşit Efendi karısının gözüne girmek için yaptığı bu davranıştan dolayı hiç vicdan azabı çekmez. Meveddet Hanım, İstanbul’a taşınmak için her gün kocasına baskı yapar. Fazla para kazanamadığı için kocasını sürekli aşağılar. Mürşit Efendi karısının gözüne girmek için her türlü yolu dener, alçaldıkça alçalır. Mürşit Efendi en sonunda amacına ulaşır ve istediği olur. Artık İstanbul’da gümrük memuru olarak görev yapacaktır. Bu arada Mürşit Efendi karısı ve kaynanasının isteklerini yerine getirebilmek için çok borca girmiştir. Borçlarını ödeyebilmek için dilenci gibi herkesten para dilenir. Hakaretlere uğrar. Bir gün Diyarbakır’ın tanınmış zenginlerinden olan Abdüssamet bey Mürşit Efendi’ye para konusunda yardımcı olur. Mürşit Efendi Abdüssamet bey’in iyi kalpliliğinden yüz bulur ve bir süredir beraber yaşadıkları Hafız Recep adındaki genç için iş ister. Abdüssamet Bey bu istek karşısında çok sinirlenir ve Mürşit Efendi’ye karısının ve kaynanasının arkasından çevirdiği tüm işleri ona anlatır. Namuslu,çalışkan ve işini çok iyi yapan bir memur olan kayınbabasını mahveden kişinin kaynanası olduğunu, iş bulmasını rica ettiği adamın ise kaynanasının aşığı olduğunu, Mürşit Efendinin tüm Diyarbakır’a rezil olduğunu, kaynanasının ve karısının onu boğazına kadar ödemeyeceği borçlara soktuğunu, kaynanasının onu her türlü pisliklere alet ettiğini İstanbul diye tutturup zorla buraya taşındıklarını fakat burada daha yoksul ve rezil olacağını, kaynanasının ve karısının kocalarını hiç düşünmeden hırsızlığa, katilliğe kadar götüreceklerini hepsini teker teker anlatır. Mürşit Efendi tüm bu olanlara rağmen hala İstanbul’da ailesinin geçimini sağlayabilmek, karısını ve kaynanasını memnun edebilmek için çabalar. Fakat borçlarını ödeyebilmek için hırsızlık yaptığı anlaşılınca beş aylık hapse girer. Bu sırada Makbule Hanım, büyük kızı olan ruhsarı zengin ve yaşlı bir adamla evlendirmiştir. Ruhsar kocasını aldattığı için kocası tarafından öldürülür. Artık karısı ve kaynanasının hakaretlerine dayanamayan Mürşit Efendi her gün içer. Karısı ve kaynanası Mürşit efendinin umurunda değildir artık onu asıl endişelendiren çocuklarıdır. Anneanneleri ve anneleri onları aynı kendileri gibi yetiştiriyorlardır. Mürşit Efendi onları aç ve sefil yetiştirdiği elinden hiçbir şey gelmediği için yüreği parçalanır. Ama dünyanın en zengin adamı olsam da beni yine evlatlarıma sefil ve ahlaksız biri olarak tanıtacaklardır diye düşünür. Makbule Hanım, çocuklara babalarını içkici, çapkın, serseri biri olarak anlatır . Zehra ve Feriha zaman geçtikçe babalarından soğur ve uzaklaşırlar. Çocuklar artık babalarına düşman gözüyle bakmaktadırlar. Bir gün Mürşit Efendi kızı Feriha’nın aşk mektuplarını yakalar. Üstelik yine bir gün kızını genç bir delikanlıyla görür. Mürşit efendi Feriha’nın bu hareketlerine kayıtsız kalamaz ve Feriha’nın dışarı çıkmasını yasaklar. Feriha yine de gizli gizli gezmelere, eğlencelere gitmeye devam eder. Mürşit Efendi bir gün kaybolmuş bir eşyasını ararken dolapta karısına yazılmış bir deste aşk mektubu bulur. Mürşit Efendi artık kendisine yapılanlara dayanamaz ve tek bir söz söylemeden evi terk etmeye karar verir. Tam evden çıkarken çocuklarının seslerini duyar, evi terk etme kararını verirken çocuklarını hiç düşünmemiştim. Onları kaynanası ve ahlaksız karısının eline bırakmaya yüreği dayanmaz tüm aşk mektuplarını yırtıp atar ve bu konuyu burada kapatır. Mürşit efendinin kişiliği artık tamamen değişmiştir. Kendini içkiye kaptırmıştır. İçkiye olan düşkünlüğü gün geçtikçe artar. Feriha,hasta ölmek üzeredir. Mürşit Efendi ona sarılıp onu koklayıp öpmek ister fakat karısı ve kaynanası buna izin vermez. Sonunda Feriha bu hastalığa dayanamaz ve ölür. Mürşit Efendi’ye kızının cenazesini bile göstermezler. Çünkü Feriha’nın ölümünden Mürşit efendiyi sorumlu tutarlar. Mürşit Efendi üstü başı pislik içinde yırtık pırtık elbiseleriyle sokak köşelerinde yatmaktadır. Bir gün Mürşit Efendi dilenci gibi yolda gezerken Cevdet adında eski bir iş arkadaşına rastlar. Uzun bir sohbete dalarlar. Cevdet Bey arkadaşının bu haline çok acır. Mürşit Efendi ondan kendisine bir iyilik yapmasını ister. Küçük kızı Zehrayı kaynanasının ve annesinin elinden kurtarmak için yatılı bir okula yazdırmasını ister. Zehra Cevdet Bey’in aracılığıyla yatılı okula yazdırılır. Mürşit Efendi okuldakilere Zehra’nın hiç kimseyle görüştürülmemesini tembihler. Mürşit Efendi dört yıl sonra kızını bir okul gezisinde görür. Ona sarılmak onu doyasıya öpmek, kucaklamak ister fakat kızını utandırmamak için özlemini içine gömer ve oradan uzaklaşır. Mürşit Efendinin hatıra defteri burada sona erer. Zehra, babasının hatıra defterini okuduktan sonra inanılmaz bir vicdan azabı çeker. Zehra aslında tüm bildiği şeylerin yanlış olduğunu aslında tüm suçlunun anneannesi ve annesi olduğunu öğrenir. Zehra,babasının ölüsünün olduğu odaya giderek ona sarılır ve ‘’Benim zavallı babam beni affet.’’ diyerek ağlamaya başlar. Zehra,birkaç gün sonra mektebine döner. Zehra artık acıma duygusu nedir öğrenmiş ve tam anlamıyla bir öğretmen olmuştur.


Fethiye’de Gezilecek 4 Yer

Herkese merhaba bugünkü yazımda Fethiye’de turistik gezilebilecek 4 yeri anlatacağım. İlk önce Muğla’nın Fethiye ilçesi ilgili biraz bilgi vereyim. Fethiye, Muğla’nın 13 ilçesinden birisidir. Kentin eski adı Meğri’dir. Bu ad, Rumca’da “uzak diyar” anlamına gelen Makri’den gelir. Özellikle turizm açısından gelişmiştir.

1-)Kelebekler Vadisi

Kelebekler Vadisi, Muğla ili, Fethiye ilçesi Ölüdeniz belde sınırları içerisinde bulunan vadi.

Fethiye çevresinin en çarpıcı yerlerinden birisi Kelebekler Vadisi’dir. 1995 yılında 1. derece doğal SİT ilan edilen ve her türlü yapılaşmaya kapatılan kayalık ve çamlık vadide biraz zahmetli tırmanıştan sonra milyarlarca kelebeğin kayaları, ağaçların gövdelerini ve yapraklarını, kısacası her yeri bir şal gibi örttüğünü görmek çok şaşırtıcı bir etki yaratıyor. 

Önce bunu fark edemiyorsunuz, doğal görüntü böyleymiş gibi geliyor insana. Ama bir ses, bir hareketle havalanıveren kelebekler gökyüzünü kaplıyor, vadiye gölge düşüveriyor. 

Görselde gördüğünüz üzere tırmanış yapanlar için mükemmel bir durak peki ya tırmanış yapmayanlar sahilde çadır kurup bir süreliğine bu eşsiz manzaranın tadını çıkarabilirler. Burada en sevilen diğer aktivite paraşüt yapmak oraya gittiğinizde havada paraşüt yapan onlarca kişiyi göreceksiniz fiyatı biraz dudak uçuklatan cinsten fakat bütçeniz el veriyorsa ve adrenalin tutkunuz varsa bir deneyin derim tabii 500 Türk Lirasını da gözden çıkarmanız gerek. 🙂

Bu bahsettiğim yerde tekne turları da mevcut uygun bir fiyata gün boyu bütün gün koyları gezip eğlenebilirsiniz. Bizim anlaştığımız tekne turu firması sabah evin önünden servisle aldı ve tabii ki diğer müşteriler ile vadiye getirdi sabah saat 09.00 gemi hareket etti.Fethiye’ye ilk defa bu sene gitmiştim ve sezon henüz açılmamıştı tekne turuna verdiğim ücret 60 Türk Lirasıydı teknede öğle yemeği hariç içecekler ücretli ama fiyatlar genel olarak normal kazıklanma durumu söz konusu değil. Sezon açıldıktan sonra fiyatlar biraz değişmiş olabilir ama bence gün boyu yeme,içme,eğlence manzara cabası verdiğiniz fiyata değer.Oraya kadar gitmişken denize girilemez mi kesinlikle denize girin su o kadar berrak ki sizi kendinize aşık ediyor fakat su buz gibi ben denize girdiğimde çok üşümüştüm mayıs ayında denize girmemin de etkisi olabilir ama ben her şeye değer diyorum.En önemli not vadinin içinde ormana doğru giren yolu keşfetmek isterseniz hiç keşif yapmayın git git bitmiyor ormanın içerisinde de sizi bekleyen ekstra bir güzellik yok. Yolun içerisine girmeden önce verdiğiniz ücret de boşuna gidiyor.Onun yerine bol bol denize girin manzaranın tadını çıkarın gereksiz para tuzaklarına düşmeyin

2-)Tlos

Tlos. Likya’nın en önemli yerleşimlerinden biri olan Tlos Antik Kenti, Fethiye İlçesi’nin yaklaşık 42 km doğusundaki Yaka Köyü sınırları içerisinde kalmaktadır.

Seydikemer’in Yaka Mahallesi sınırları içerisinde yer alan tarihi Tlos antik kenti Unesco Dünya Mirası Geçici Listesi’nde olup, Likya Bölgesi olarak bilinen coğrafyanın en eski yerleşim alanlarından biridir. MÖ 14. yüzyıl Hitit belgelerinde Dlawa, Likya yazıtlarında ise Tlawa olarak kayda geçen antik kentin girişindeki akropol, doğaya hakim görüntüsü ile görenleri fazlasıyla etkiler.

Tlos, tarihi süreçte arkeolojik, kültürel, dini ve ekonomik açıdan bölgenin parlayan yıldızı konumundadır. Neolitik dönemden Demir çağa kadar kesintisiz devam eden yerleşimin izlerini taşır. Hatta Hititlerin yazılı kaynaklarında, (Anal, Yıllık) Tlos’tan ülke diye bahsedilmektedir. Hristiyanlık tarihi açısından da önemli bir merkez olan Tlos, Likya’nın en önemli piskoposluk merkezlerinden biridir. Bu dinsel önemi 12. yüzyıla kadar devam etmiştir. Ayrıca Osmanlı Dönemi izlerini de taşımaktadır. 18. yüzyılda Tlos, bölgenin ticaret yollarının kesişme noktası konumundadır.  

3-)Çalış Plajı

Çalış Plajı, Fethiye Körfezi’ne 10 dakikalık bir kara yolculuğu ile ulaşılabilen, Fethiye ve çevresinin en güzel plajlarından biri. Kilometrelerce uzunluktaki geniş ve kumlu plajıyla körfezi saran pek çok otel, restoran ve hediyelik eşya dükkanına ev sahipliği yapan Çalış Plajı, canlı sahili ve aksamları çevreyi hoş yürüyüş atmosferiyle mutlaka görülmesi gereken yerlerden.

Öğleden sonraları hayli dalgalı olan denizine karşın sabahları sakin ve dingin olan Çalış Plajı, en sıcak yaz günlerinde bile denizden gelen esintiyle günün her saati ferahlamaya birebir. Sakin ve güvenilir bir tatilin yanı sıra yazın su sporları olanaklarının çok olmasından dolayı spor yapmak isteyen ziyaretçilerin gözdesi olan plaj, çocuklu aileler için de ideal.

Aslında burayı benim için özel kılan ve bu maddeler arasına da koymamda ki sebeb kaldığım eve yakın oluşu Fethiye’ye ilk geldiğim zaman burayı görmüş olmam. Upuzun kıyı şeridi benim ilgimi çekti ve hoşuma gitti.

4-)Ölüdeniz Tabiat Parkı

Yemek yerleri, su bisikleti ve paragliding gibi su sporu imkanlarıyla, koruma altındaki lagün ve halk plajı.

Tabiat parkına giderken belcekız plajının yanından geçiyorsunuz yorum yapanların da dediği gibi açık deniz olduğu için dalga var ve çabuk derinleşiyor.Girdikten sonra denize girmek için acele etmeyin iç kısımlara doğru yürüyün Ölüdeniz’in o meşhur burnunu geçtikten sonra öyle bir yere geliyorsunuz ki ormanlarla kaplı doğal bir göl gibi ölüdeniz adının hakkını verir nitelikte durgun bir deniz sizi karıştırılıyor. Denize kesinlikle buradan girin. 2 Şezlong + 1 şemsiye 24 TL yiyecek içeceginizi de yanınızda getirip orda almazsanız 46 TL ye bir günlük harika bir denize girersiniz. Haftaiçi gelmemize rağmen özellikle yerli turistler çok vardı ve kalabalıktı.

Türkiye’min her yeri ayrı cennet daha gezilecek,keşfedilecek çok yer var fakat benim en beğendiğim bu 4 mekanlardı. Sizinle de paylaşmak istedim. Umuyorum etkili bir yazı olmuştur. Keyifle okumanız dileğiyle…

Fotoğraflar’ınızı Güzelleştirecek 4 Uygulama

Herkese merhabalar nasılsınız,iyi misiniz?Umarım hayatınızda ki her şey rayında ilerliyordur. Bloguma ne zamandır yazmadığımı fark ettim. Kafamın içini boşalttım.İlham perilerimin gelmesini bekledim ve bilgisayarımın başına geçtim bu günkü yazım sosyal mecralara attığımız fotoğraflar ile ilgili olacak. Hepimiz genç,orta,yaşlı demeden gittiğimiz yerleri,yediğimiz yemekleri aslında bütün hayatımızı facebook,instagram,twitter vb. sitelerde yayınlamaya bayılıyoruz. Tabii fotoğrafları atmadan önce birazcık üzerinde oynuyoruz. İşte bende bugün fotoğrafınızı daha da güzelleştirecek 4 fotoğraf uygulaması ve ipucu vereceğim.

İlk önce benim en sevdiğim ve telefonumda bulundurduğum uygulamaları sayayım;

1:Vsco

Bu uygulamanın tanecik özelliğini çok seviyorum. Fotoğrafa başka hava katıyor.Tabii ki de özelliği sadece tanecik değil. Filtreleri fevkinin fevkinde benim en çok kullandığım filtre C1 ,G3

KP5,A6,C8 bu en son saydığım üç filtre ücretli fakat filtreyi uygulayıp screenshot(ekran görüntüsü) alırsanız para vermeden filtreleri kullanabilirsiniz. Ayrıca fotoğrafın ışık,karşıtlık,doygunluk ve ton’unu ayarlayabiliyorsunuz. Ben genellikle hepsini teker teker yapıyorum fakat ışıklandırma,karşıtlık vb. seçenekleri tıklayınca seçeneklerin sonuna gelmiyorum en fazla 5’de bırakıyorum. Çünkü fotoğrafın üzerinde aşırı oynanıldığını belli etmek istemiyorum. Vsco cam ekibi sizi seviyorum:)

İki fotoğraf Samsung A7 2017 ile çekilmiştir.

İlk fotoğrafta hiçbir şekilde filtre vb. uygulamalar kullanılmamıştır. İkinci fotoğraf ise vsco uygulamasıyla düzenlenmiştir. Daha fazla bu uygulama için konuşmuyorum sözü size bırakıyorum.

2:Photo Grid

Aslına bakarsanız uygulamanın ahım şahım bir özelliği yok varsa da ben bilmiyorum. Benim yaptığım iki seçenek var biri fotoğrafların arkasına beyaz çerçeve koymak. Ben fotoğrafları dümdüz,çerçevesiz atmayı estetik bulmuyorum. Gerçi bu uygulamada sadece bir seçenek yok alabildiğince renkli ve desenli çerçeveler var kendi tarzınıza uygun bir tanesini rahatlıkla bulursunuz. Ben sadeliği sevdiğim için sadece beyaz çerçeve kullanıyorum. Gelelim fotoğraf üzerinde kullandığım ikinci seçeneğe yüzümü pürüzsüzleştiriyorum tabii bu seçeneği sonuna kadar açmıyorum. Yarısına getirip bazen yarısından daha az yüz hatlarımı daha fazla belirginleştiriyorum. Uygulamanın bir sürü özelliği var göz renginizi bile değiştirebiliyorsunuz ama o kadar abartmaya ne gerek var değil mi? 🙂

Photo Grid uygulaması ile fotoğraf arkasına beyaz çerçeve eklenmiş. Yüz pürüzsüzleştirilmiştir. Fotoğraf Samsung A7 2017 ile çekilmiştir.

3:Huji

Ba-yı-lı-yo-rum tek kelime uygulamanın bir numaralı hayranıyım desem 🙂

Uygulama içinde ekstra bir seçenekle uğraşmıyorsunuz. Fotoğrafı çekiyorsunuz ve o size düzenleyip veriyor harika değil mi? Ben bir kaç tane huji programı ile çekilmiş fotoğraf koyayım beni daha iyi anlayacaksınız.

Fotoğraflar Samsung A7 2017 ile çekilmiştir.

4:Facetune 2

Bu uygulamayı ilk açtığınızda demo olarak uygulamanın sunduğu bir fotoğraf üzerinde farklı denemeler yaparak uygulamayı çözemenizi sağlıyor. Bu ilk adım çok hoşuma gitti.

Uygulama’nın seçeneklerini sayayım.

-Yüz

Gülümseme,çene

-Gözler

Büyüklük,genişlik,yükseklik,açıla,uzaklık

-Burun

Büyüklük,genişlik,ince,kaldır,ipucu

-Kaşlar

Kalın,kaldır,biçimlendir,açıla,kaldır

-Düzeltme

-Beyazlatma

-Ayrıntılar

-Filtreler

-Zemin

-Gökyüzü

-Tonlar

-Işık FX

-Yama

-Düzenle

-Defokus

-Kırp

-Kırmızı Göz

Uygulama’da yok yok gördüğünüz üzere peki ben neler yapıyorum;

İlk önce çene üstünde uygulama yapıyorum. Seviyeyi 10’a getiriyorum. Burunu kaldırıyorum seviyeyi yine 10’a getiriyorum. Kaşları kaldırıyorum seviye yine 10 ben daha fazlasını yakıştıramıyorum tabii siz seviyeyi istediğiniz rakama kadar getirebilirsiniz. Daha sonra ayrıntılar seçeneğinde geliyorum ben fotoğrafın belirgin olmasını sevdiğim için seviyeyi 60’a getiriyorum .En son yaptığım işlem ise filtre seçmek bazen filtreyi bu uygulamada yapmıyorum.Bugün bu fotoğraf üzerinde denediğim Ocean isimli filtre çok hoşuma gitti.Bu arada ocean isimli filtre ücretli screenshot aldım vcso’da yaptığım gibi yanlış bir hareket ama ücret vermek istemeyenler için muhteşem bir çözüm.

Fotoğraf Iphone 8 Plus ile çekilmiştir.

Kafamız İçindeki Cennet Dünya

Yaşamımız boyunca aşmamız gereken duvarlar sorumlu olduğumuz bir ailemiz , çalışıp başarılı olmamız gereken dersler ve daha sayamadığım tonlarca sorumluluk var üzerimizde. Hayatımız içerisinde hayal kurmaktan da hiç vazgeçmiyoruz. Hayat karmaşası içinde bizi en mutlu eden anlar hayal kurduğumuz zamanlar ve tabii ki hayallerimizi gerçekleştirdiğimiz anlar. Hayal kurmak çok güzel ama bunları gerçekleştirirken yeri geliyor hayallerimizden vazgeçiyoruz, yeri geliyor pes ediyoruz,yeri geliyor ruhumuzu korku ele geçiriyor ve başaramam diyerek ümitsizliğe kapılıyoruz. Kendimize koyduğumuz limitler bazen bizi zorluyor yoruyor evet ama gecelerce düşlediğimiz kafanızda tasarladığımız güzel hayallerden vazgeçmeyin. Hayat bir yokuş ve nefes aldığımız sürece o yokuşu dur durak bilmeden çıkmalıyız.

Peki hayallerimizin peşinde koştururken zorlandığımız anlarda ne yapmalıyız?

Nefes alın kendinize o kadar fazla yüklenmeyin hayatın bu koşturmasında biraz dinlenmenin kafa dağıtmanın ne size ne de hayalinize zararı olur ölçüyü bildiğiniz sürece.

Beyninizde daima olumlu düşüncelere yer verin. Başaracağım , yapacağım inanıyorum diye kendinizi inandırın hiç bir çaba sarf etmeden yüksek mertebelere gelemezsin.Bilek çürütmek gerekiyor ama hayal etmek başarmanın yarısıydı değil mi ? Kendinizi olumlu düşüncelere inandırın.

En dipten en yükseklere gelmiş bilim insanlarının , iş adamlarının biyografisini okuyun. Size ilham olacaktır yoktan var etmek her yiğidin harcı değildir ve içten içe şunu düşüneceksiniz onda da aynı beyin var bende de o yapabildiyse bende yaparım yapmam gereken sadece düzenli çalışmak. Hırs iyidir aşırıya kaçılmadığı sürece her şeyin fazlası zarar.

Kelime dağarcığınızı geliştirmek için kitap okuyun bu bahsettiğim kitaplar Ali Ayşe top oynuyor değil tabii ki Dünya Klasikleri okuyun mesela düşüncelerinizi, bakış açınızı bile değiştirecek.

Velhasılıkelam çok çalışın motivasyonunuzu düşürecek kimseyi takmayın hayallerinizi siz başaracaksınız beyninizi olumlu düşünceler kaplasın her şeye gözünü , kulağınızı açın her şeyi bilin ama her olaya müdahale olmayın.

İşte o zaman hayat size gülümseyecektir , bunu hissedeceksiniz.

Bu arada en önemlisini unuttum olur da istediğinizi başaramadınız onun bir alt düzeyindesiniz. Üzülmeyin her şerde bir hayır vardır kendinizi geliştirmeye bakın.

Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine , teslim ol . Bırak hayat sana rağmen değil,seninle beraber aksın.Düzenim bozulur , hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme . Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağına. -Şems

Sağlıklı Bir yaşam İçin 10 Altın Kural

Sağlıklı bir yaşam için doğru beslenme ve öğün atlamamanın en önemli adım olduğunu beslenme ve diyatetik uzmanları altını çizerek söylüyor.Peki öğün atlamadan ve doğru beslenme ile sağlıklı bir yaşamın 10 kuralı nelerdir;Sağlıklı bir yaşam için doğru beslenme ve öğün atlamamanın en önemli adım olduğunu beslenme ve diyatetik uzmanları altını çizerek söylüyor.Peki öğün atlamadan ve doğru beslenme ile sağlıklı bir yaşamın 10 kuralı nelerdir;

1 Saat içinde kahvaltı yapın

Sabah uyandıktan sonra 1 saat içinde kahvaltı yapın.Peynir,domates,salatalık,az yağda pişmiş yumurta kepek veya çavdar ekmeği ile oluşan güne güçlü bir kahvaltı ile başlayın.

Tavuk ,hindi,balık…

“Öğle ve akşam yemeklerinde, tavuk, hindi, balık gibi beyaz et tüketmeyi tercih edin. Yemekleri, aşırı yağlı ve tuzlu pişirmemeye özen gösterin. Haftada en az iki günde mutlaka balık tüketmeye özen gösterin.”

Her gün 3 porsiyon meyve

“Her gün en az iki porsiyon sebze ve üç porsiyon meyve yiyin. Mevsimine uygun taze sebze ve meyve tüketmeye özen gösterin. Meyveleri, sıkarak suyunu içmek yerine, sadece meyve olarak tüketmeye dikkat edin.”

Aldığınız her 1000 kalori için, 1 litre su tüketin

Tüm canlıların hayatını sürdürebilmesi için oksijenden sonra en önemli ihtiyaç olan su sağlıklı beslenmenin de vazgeçilmez bir parçasıdır.
Cildin nem ve esnekliğinin korunmasını sağlayan su, aynı zamanda vücut sıcaklığının dengelenmesine, sindirim ve dolaşım sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasına yardımcı olur. Sağlığınızı korumak için aldığınız her 1000 kalori için 1 litre su tüketmeye özen gösterin. Sıvı ihtiyacınızı çay, kahve, gazlı ve şekerli içeceklerle karşılamak yerine, öğün ve öğün aralarınızda taze meyve ve sebze suyu, ayran, kefir ve bitki çayı gibi sağlıklı içeceklere yer verin.

Az tuz çok sağlık !

İçerdiği sodyumla vücutta sıvı dengesinin sağlanmasında ve kan basıncının düzenlenmesinde etkin rol oynayan tuz, fazla tüketildiğinde kemiklerde kalsiyum kaybına, vücutta ödeme, hipertansiyona ve buna bağlı kalp hastalıkları ile böbrek rahatsızlıklarına neden olabilir. Sağlıklı beslenme için işlenmiş hazır gıda, salamura ürünler, kuru yemişler, cips ve şarküteri ürünleri gibi yiyeceklerin önemli miktarda tuz içerdiğini unutmayın. Sadece yemeklerinizin tadına bakmadan tuz ekleme alışkanlığınızdan vazgeçerek, tuz tüketiminizi yüzde 15 azaltabilirsiniz.

sağlıklı bir yaşamın 10 altın kuralı şeker ile ilgili görsel sonucu

Sofranızda şekere değil,sağlığa yer açın!

Yüksek miktarda kalori içermesine rağmen, besleyici değeri düşük olan şekerli gıdalar, başta diş sağlığı olmak üzere; diyabet, kalp ve damar hastalıkları ve katarakt gibi birçok sağlık sorununu beraberinde getirebiliyor.

Yetersiz yağ tüketimi yağda eriyen vitaminleri almanıza engel olabilir Yağlar, tıpkı proteinler gibi hormon ve enzimlerin yapısında yer alıyor. Bu nedenle sağlıklı beslenme için yağların dengeli tüketimi büyük önem taşıyor. Yağ içermeyen bir beslenme modeli, yağda eriyen vitaminlerin (A, E, D, K vitaminleri) yetersiz alımına neden olurken, sinir sisteminde ve görme işlevinde düzensizliklere yol açabiliyor. İhtiyaçtan fazla tüketilen yağlar ise kalp ve damar hastalıkları ile birlikte obeziteye zemin hazırlayabiliyor.

sağlıklı bir yaşamın 10 altın kuralı şeker ile ilgili görsel sonucu

Ekmekle barışın , sofranızı tahıllı ekmek ile tanıştırın

Bilinçsizce yapılan diyetlerde en sık karşılaşılan hataların başında ekmeği sofradan tamamen kaldırmak geliyor. Oysa günlük enerji ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan tahıllar, sağlıklı beslenmede önemli bir yere sahip. Unutmayın, tam tahıllar içerdikleri antioksidanlarla bağışıklık sistemini güçlendirir, yaşlanmayı geciktirir ve kan şekerini dengede tutarak diyabet kontrolüne yardımcı olur. Ayrıca tam taneli tahıllar mideyi geç terk ettiği için uzun süreli tokluk oluşturarak kilo kontrolünüzü de sağlar.

Bu beyazdan korkmayın , günde 3 öğün tüketin !

İçerdiği kalsiyum ve fosfor mineralleriyle kemik ve diş sağlığı için yeri doldurulamaz bir besin grubu olan süt ve süt ürünleri; aynı zamanda B grubu ve D vitaminleri yönünden de en zengin besin gruplarının başında geliyor. Zekâ gelişimine sağladığı desteğin yanı sıra, cilt ve göz sağlığının korunmasında da büyük bir role sahip olan süt, peynir ve yoğurt, zararlı bakterilerin gelişimini de engelleyerek sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlıyor. Süt ve süt ürünlerinin sağladığı tüm bu faydalar için her gün 2-3 su bardağı süt ya da yoğurdu ve 2 kibrit kutusu büyüklüğünde peyniri sofranızdan sakın eksik etmeyin.

Sofranızı renklendirin , beslenmenizi dengeleyin

Sağlıklı ve iyi yaşamın yolu doğanın renklerini sofranıza taşımaktan geçiyor. Vitamin, mineral ve lif zenginliğiyle ön plana çıkan meyve ve sebzeler, aynı zamanda içerdiği güçlü antioksidan bileşikler ile de vücut direncinin artmasında ve dokuların yenilenmesinde büyük rol oynuyor. Günlük olarak tüketilen sebze ve meyveler sindirim sisteminize yardımcı olurken, başta kalp ve damar hastalıkları olmak üzere pek çok kronik hastalıktan korunmaya da destek oluyor. Unutmayın, dengeli bir beslenme için günde 5 porsiyon çeşitli renk ve türlerde meyve-sebze tüketimi olmazsa olmaz.

Sağlıklı ve dengeli beslenme için videoya ulaşmak için linke tıklayınız.

Kitap Okumanın 15 Faydası

Kitap okumanın yaşamımıza kattığı zenginlikleri yadsınamaz. Birçoğumuz boş vaktini kitap okumak yerine televizyon izleyerek veya bilgisayar başında geçiririz. Bu eylemler bize kitap okumaktan daha basit gelebilir. Ancak unutmayalım ki, kitap okumanın yaşamımıza katacağı bir sürü pozitif şey var.

İşte kitap okumanın 15 faydası ;

1. Kitap sayesinde hayatınızdaki boşluğu doldurabilirsiniz. Hemen hemen her yerde kitap okuyabilirsiniz. Bu sayede bir şeyler öğrenmiş olacak ve sıkılmayacaksınız.

2. Vizyona daha girmemiş filmler hakkında bilgi sahibi olursunuz çünkü siz kitabını çoktan okudunuz.

3. Kitap okumak odaklanmanızı güçlendirecektir.

4.Kitap okumak hayal dünyanızı geliştirir.

5.Kitap okumak empati yetinizi geliştirerek çok daha açık bir fikirli insan olmanızı sağlar.

6.Kitap okumak çevirdiğiniz sayfalarda yeni dünyalar keşfetmek, yeni insanlar tanımaktır aynı zamanda.

7. Hediye alınması kolay bir insana dönüşeceksiniz. İnsanlar size kitap alacak ve sizde son derece mutlu olacaksınız.

8.Bulunduğunuz her ortamda söyleyecekleriniz değer görecek ve saygınlık kazanacaksınız.

9. Kitap okudukça kelime haznenizin arttığını ve bu kelimelerin günlük yaşamınıza yansıdığını hissedeceksiniz.

10. Karşılaştığınız bütün konular, hadiseler için bir sözünüz olacaktır.

11.Karşınıza çıkan durumları açıklayacak en doğru terimleri, sözcükleri belirtebilirsiniz.

12.Herkesin belirli konularda bir şeyler yazma (ödev, günlük, şiir vs.) ihtiyacı vardır. Kitap okumak yazmamıza da olumlu etki gösterir.

13. Okumanın beyin hücreleri arasındaki diyaloğu güçlendirdiği de ispatlanmıştır.

14. Kitapla geçmişi yeniden yaşayabilir, geleceğe yelken açabilirsiniz.

15.Okuduğunuz kitaplar sayesinde birçok şey öğrenerek hayatınızı daha anlamlı kılabilirsiniz.

Serginizi Mükemelliğe Taşımak İçin 10 Püf Nokta

Herkese merhaba bugün yorucu fakat her anına değen fotoğraf sergimizi hazırlarken neler yaşandığımızı nelere dikkat edilmesi gerektiğini yapılması ve yapılmaması gereken davranışları yazacağım. Bir işe başladığınızda ne kadar yorulsanız bile o yoldan geri dönemez,vazgeçemezsiniz. Çınarın Sesi adlı büyük ses getiren sergimizin çalışma aşamasında çok yorulduk. Yeri geldi büyüklerimiz hüzünlendi onlarla hüzünlendik,onlar güldü biz de güldük . Onların hayatlarına dair bilgiler aldık. Tecrübelerinden hayat dersi çıkardık . Bu sergi sayesinde büyüklerimizi hatırladık , hatırlattık . Büyüklerimizin bir kez daha kıymetini ve önemini anladık . Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Nurdanur Tavlan önderliğinde yapılan bu serginin yapım aşamasına geçelim;

1-)Büyüklerimizin evlerine gidip onlara kısa sorular sorarak röportaj yaptık.

2-)Büyüklerimizin izni olmak kaydıyla fotoğraflarını çektik.

3-)Çekilen fotoğraf ve videoları hocamız önderliğinde düzenledik ve sunuma hazır hale getirdik.

4-)Kaymakam ve Belediye Başkanımızla konuşup onları sergimize davet ettik.

5-)Serginin bir günü öncesi projeyi hazırlayanlar olarak ve hocalarımız ile salona gidip fotoğrafların asılacağı panoları kapladık sonra renk uyumuna ve boyutlarına göre fotoğrafları yapıştırdık . Fotoğrafların boş bulunan kısımlarına büyüklerimizin söylediği bizi etkileyen sözleri yapıştırdık.

6-)Sergi günü tek tip giyindik.

7-)Son düzenlemeleri yapmak ve herkesten önce orada bulunmak için erkenden hazırlanıp salona gittik.

Ve tüm o koşturmanın yorucu telaşın sonuna gelmiştik. Açılışımız yapılmış, fotoğraflarımız ilgiyle inceleniyordu. Biz gelen kişilerin sorularını cevaplıyor, fotoğraflarımızın başında bekliyorduk. Emeğimizin karşılığını almıştık. Her ne kadar acemi bir PR çalışması olsa da çok güzel geri dönüşler aldık. İşinizi yaparken saygınızı ve sevginizi kaybetmeyin. Sabredin güzel sonuçlar alacaksınız.

Sergide yaşananları kendimce betimledim fakat hep güzel şeylerden bahsettim peki bu sergide hiç mi aksilik çıkmadı tabii ki de oldu şimdi yapmamanız ve dikkat etmeniz gereken noktaları söyleyeceğim.

8-)Evlere gidip röportajları kayda almaya başladığımızda videoları çok uzun çektik aslında bizim yapmamız gereken part halinde kayıta almamızdı. Sesin iyi çıktığından emin olmamız gerekirdi. Röportaj yaptığınız kişiyi alın sadece gereksiz obje ve röportajı yapan kişiyi videoya dahil etmeyin. Bu yanlışlar bizim aleyhimize oldu ve çektiğimiz videoların montajı bizi çok uğraştırdı sergide de videoların sesini veremedik sadece görüntüleri oynattık.

9-)Sergide kullanılacak malzemelerin iyi halde olduğundan emin olun. Bizim kullandığımız panolar çıplak şekilde kullanılacak halde değildi ve biz bunu son gün fark ettik. Kriz anında hemen çözüm üreterek panoları kaplamaya başladık.

10-)İşinizi son güne bırakmayın. En kötü durumu düşünün hazırlıklı olun kriz anında paniğe kapılmak yerine krizi yönetmeyi öğrenin. İşte o zaman işinizi layığı ile yerine getiren bir çalışan,öğrenci olacaksınız…

Röportajımıza ulaşmak için linke tıklayınız fotoğraflarımıza ulaşmak için buradaki linke tıklayınız.

Sergimiz için yapılan haberlere ulaşmak için linke tıklayın.

CV’NİZİ HAZIRLARKEN YAPMANIZ VE YAPMAMANIZ GEREKEN 10 DAVRANIŞ

1.Yazı karakterini çok küçük yapmayın. Okunması zor olan küçük bir puntoda yazmak işleri zorlaştıracaktır. 12 punto olarak yazarsanız okunması daha kolay olacaktır.

2.Kariyer hedefinizi idealist bir şekilde yazın. İfadeleriniz net ve mutlaka anlaşılır olmalıdır.

3.Tüm iletişim bilgilerinizi yazın. Ev adresinizi, varsa iş adresinizi, cep telefonu, mail adresi ve skype gibi iletişim bilgilerinizi cv’nize mutlaka ekleyin.

4.Çalıştığınız şirketlerin nerede olduğunu, o şirkette hangi departmanda, pozisyonda, birimde çalıştığınızı ve kime bağlı çalıştığınızı ekleyin.

5. Başvurduğunuz şirketle ilgili olmayan içerikleri göstermeyin. Örneğin hayvan sevgisiyle ilgili yazdığınız bir kitabı sürekli ön plana çıkarmayın. Herkes hayvan sever ama sizin kadar sevmeyebilir.

6.Yalan söylemeyin,abartı bilgiler paylaşmayın.

7.Sürekli aynı şeyleri tekrarlamayın. Üzerinde durmak istediğiniz ve dikkat çekilmesi gerektiğini düşündüğünüz bir şey varsa bunu en fazla iki kez yazın.

8.Sürekli başarılarınızdan bahsetmeyin.

9.Lise de okuldan sonraki işlerinizi profesyonel deneyim gibi lanse etmeyin.

10. İnternet üzerinden edindiğiniz bir Cv’yi kopyala yapıştır yöntemiyle kullanmayın.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın